Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

AKUPUNKTUR DERGİSİ . CİLT 13 . SAYI 50 . YIL 2003

AKUPUNKTUR VE ABDEST

M. Kemal OSMANBEY (*)

(*) Balipaşa Cad. 26, Fatih-İstanbul, Dr.

GİRİŞ

1988-1991 yılları arasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anestezi ve Akupunktur Merkezi’nde, Prof. Dr. Abdulkadir Erengül ile eğitim ve değişik hastalıkları tedavi ederken, çok önemli bir nokta dikkatimi çekti; o da kulakta, parmak aralarında, ellerde, kollarda, ayaklarda ve kafatasında, batırdığımız iğne noktaları ile ABDEST alırken değdiğimiz veya üstüne bastırdığımız noktalar arasında o kadar büyük bağlantı var ki, şaşırmamak elde değildi. Binaenaleyh bu araştırmaları derinleştirerek çok ilginç ve cazibeli sonuçlara vakıf olduk. İlk bakışta bir bilim adamı veya diğer bir kimse diyebilir ki; “Akupunktur nerede, abdest nerede, ne alakası var?” Cevap olarak şunu söyleyebiliriz: Bizim yaşadığımız veya erişemediğimiz evren veya kainat, tümüyle aynı yasalara uyum sağlamak mecburiyetindedir. Zira bu kainatın sahibi ve yaratıcısı birdir. Onun kanununa ilahi kanun denir. Bilim adamları koca kainatı ikiye ayırmışlar:

a. Büyük Evren (Büyük Kainat): Sembolü, altıgen yıldız veya Süleyman yıldızıdır.

b. Küçük Evren (Küçük Kainat): Sembolü, beşgen yıldızdır.

Her iki yıldız arasındaki benzerlik, insan ile kainat arasındaki maddi ve manevi veya ruhsal ve maddesel bağlantının ne kadar sıkı olduğunu bize açıkça göstermektedir. Denildiğine göre; insan vücudu, aynen büyük kainatta olduğu gibi yıldızlar, gezegenler, galaksiler, samanyolları ve çok değişik güneş sistemleri ihtiva eder. İnsanoğlu bazen, bulunduğu bu kainattan sıyrılıp ta, tek başına kendi hürriyetine kavuşmak istese bile, onun bu düşüncesi ancak hayalde kalır. Zira kendi yaşadığı dünyadan ayrılamaz, dünyada bulunduğu güneş sisteminden ayrılamaz. Güneş sistemi de bulunduğu samanyolundan asla ayrılamaz. Çünkü bu samanyolu da başka başka samanyollarıyla sıkı bir bağlantı halindedir. Unutmayalım ki, kainatta bir milyara yakın samanyolu bulunmaktadır. Bunların da her biri kendi yörüngesinde çok hızlı ve sürekli bir hareket halindedirler. Bu kainattaki ahenk ve düzen o kadar dikkatli, o kadar itina ile düzelmiş ki, her bir tanesi, ne daha hızlı, ne daha yavaş, ne de kendisine çizilen yoldan ayrılabilir. Aksi takdirde koca kainatta tasavvur edemeyeceğiniz büyük felaketler ve müthiş facialar yaşanırdı (Her şey kendi yörüngesinde dönüp gider. Yasin suresi, ayet 40). Sayısal yönden de bakacak olursak, her iki yönden benzerliği bulabiliriz. Mesela: Vücutta bulunan önemli akupunktur sayısı 365 nokta, bir yılın gün sayısı 365 gündür. Vücutta 12 ana meridyen vardır. Yılda da 12 ay vardır. Vücutta iki tane sinir sistemi var; sempatik ve parasempatik. Bizim yer küremizle ilgili iki tane gök sistemi vardır, güneş ve ay. A. Sempatik Sinir Sistemi Güneşe tekabül eder, gündüz vaktine hakimdir. İrade hareketleriyle ilgileniyor. B. Parasempatik Sinir Sistemi Ay’a tekabül eder. Gece vaktine hakim. İrade dışı hareketlere bağlıdır. Açıkça görülüyor ki; sempatik sinir sistemi günlük hayatı ve geçimimizi sağlamak için bizim emrimizin altına, yani kumandamıza veridiği halde, parasempatik sinir sistemi gündüz vakti zeval edip insanoğlu istirahata çeklildikten sonra irademiz dışındaki görevlerine dönüp, barsaktaki peristaltik hareketler, safra kesesi boşalması, kalp atışları ve solunum sistemi düzelmeleri gibi işlere ağırlık basar. Nebe Suresi, ayet 10-11 şöyle der: “Biz geceleri sizin istirahatiniz için, gündüzleri de sizin uğraşıp geçiminiz için ayırdık”. Burada dikkat edecek olursak, sürekli olarak sempatik ve parasempatik sistemler arasında bir denge sağlanmaktadır. Eğer denge herhangi bir sebeple bozulacak olursa, işte o zaman akupunktur tedavisine başvurulup bu denge tekrar eski düzenli haline getirilir ve hasta şifaya kavuşturulur. Diyebiliriz ki: Küçük evren, yani insanoğluna intibak olan denge ve düzen kanunlarının aynısı büyük evren yani kainata da uygulanmaktadır. A. Sempatik Sinir Sistemi Güneşe tekabül eder, gündüz vaktine hakimdir. İrade hareketleriyle ilgileniyor. B. Parasempatik Sinir Sistemi Ay’a tekabül eder. Gece vaktine hakim. İrade dışı hareketlere bağlıdır. Açıkça görülüyor ki; sempatik sinir sistemi günlük hayatı ve geçimimizi sağlamak için bizim emrimizin altına, yani kumandamıza verildiği halde, parasempatik sinir sistemi gündüz vakti zeval edip insanoğlu istirahata çekildikten sonra irademiz dışındaki görevlerine dönüp, barsaktaki peristaltik hareketler, safra kesesi boşalması, kalp atışları ve solunum sistemi düzelmeleri gibi işlere ağırlık basar. Nebe Suresi, ayet 10-11 şöyle der: “Biz geceleri sizin istirahatınız için, gündüzleri de sizin uğraşıp geçiminiz için ayırdık”. Burada dikkat edecek olursak, sürekli olarak sempatik ve parasempatik sistemler arasında bir denge sağlanmaktadır. Eğer denge herhangi bir sebeple bozulacak olursa, işte o zaman akupunktur tedavisine başvurulup bu denge tekrar eski düzenli haline getirilir ve hasta şifaya kavuşturulur. Diyebiliriz ki: Küçük evren, yani insanoğluna intibak olan denge ve düzen kanunlarının aynısı büyük evren yani kainata da uygulanmaktadır. Velhasıl kainatın tümünde hayatın devamı için denge ve düzenin sağlanması şarttır. Bu denge: gece ve gündüz, iyi ve kötü zengin ve fakir, sıcak ve soğuk, yaz ve kış, dişi ve erkek, yani Çin tabiriyle yin ve yang olarak tecelli etmesi lazımdır. İşte bu denge bozulursa bütün kainat bozulur gider. Ayet-i Kerime şöyle der (Bakara Suresi, Ayet: 251): “İnsanlar arasında bir farklılık ve zıtlık olmasaydı, yeryüzü bozulup giderdi”. Burada canlı bir örnek olarak da, bir pilin her iki tane ucu pozitif veya negatif olsaydı ışık veya enerji vermezdi. Ancak bir ucu pozitif, diğer ucu negatif olursa, yani zıt bir durum olduğu zaman ışık, hayat ve enerji verebilir. Şimdi vücutta önemli noktalar için ayet-i kerime diyor ki (Maide Suresi, Ayet: 6): “Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzünüzü, ellerinizi dirseklere kadar yıkayınız, başınızı meshediniz ve ayaklarınız da topuklara kadardır”. İşte kişi bu ilahi kanunun emriyle bütün meridyenlerin üzerindeki akupunktur noktalarını günde 5 kez yıkar, ovar ve basarak geçer. Yani kişi kendi kendine akupressür uygulamış olur. Yukarıdaki ayet-i kerimede bahsedilen yüz, eller (dirseklere kadar), saçın üstünü meshetmek (yani sürmek) ve ayakların yıkanmasına karşı, akupunktur uygulanmasında bununla ilgili bilimsel olarak hangi noktalar ve hangi hastalıklar için fayda sağladığına bir göz atalım: ,

A- Yüzün yıkanması:

İlgili olan noktalar şunlardır:

İB-18-19 İK-1-4 3I- 18-19-20-22-23 SK-1-2-3 Mi-1-2-3 YD-25-26 Sağladığı faydalar (özet olarak): İB-18: Yüz felci ve trigeminus ağrısı için İB-19: Gözde myopi için İK-1: Göz korneası iltihabı, sinüzit ve baş ağrısı için İK-4: Vertigo, migren, trigeminus ağrısı için 3I- 22: Baş ağrısı, hormon bozukluğu, kadınlarda cinsel bozukluklarda ve kanama durdurması için Mi-1-2-3: Yüzdeki tik, migren, yüz felci ve trigeminus ağrısı için YD-25: Epistaksi, şok YD-26 (Su çukuru): Epilepsi, fasyal paralizi, şok, akıl hastalıkları, şizofreni içindir.

B-Ellerin dirseklere kadar yıkanması:

İlgilendiği akupunktur noktaları şunlardır:

Ka- 4-5-6-7-8-9 İB- 1-2-3-4-5-6-7-8 DS-3-4-5-6-7-8-9 3I-1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11 AC-5-6-7-8-9-10-22 KB-1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11 Özet olarak faydaları şunlardır: Ka-7: Sedasyon ve sakinleştirici, kalp atışları düzensizliği, hipotansiyonda ve enfarktüsten kaynaklanan ağrılarda kullamılır. İB-7: Sinir gerginliğinde, korku, heyecan, depresyonda. 3I-5: Romatizma ve üst taraf felçlerinde kullanılır. KB-10: Konstipasyon ve migrende kullanılır.

C. Baştaki mesh noktaları

Abdest alırken baın üçte birini meshetmek şarttır. Dolayısıyla onun üstünden geçtiği noktalar şunlardır: YD-20: Bu nokta başın tepesinde bulunur. Çinliler bu noktaya Gök Kapısı, yani Baüs Sema derler. Meshin veya akupunkturun sağladığı faydalar veya ilgilendiği konular şunlardır: Ruh bozukluğunda, dengesiz yürüyüşlerde, beyne giden kan dolaşım bozukluklarında, hafıza kaybında, epilepside, parkinsonda, konuşma ve telaffuz bozukluklarında, koku alamamakta, kusma ve vertigoda kullanılır. YD-23: Susuzlukta, korkudan mütevellit uykusuzlukta kullanılır.

D. Ayakların topuklara kadar yıkanması:

İlgilendiği akupunktur noktaları şunlardır:

İK-60-61-62-63-64-65-67 Bö-1-2-3-4-5-6 SK-40-41-42-43-44 KC-1-2-3-4 Mi-41-42-43-44-45 DP-1-2-3-4-5 Sağladığı faydalardan misal olarak: İK-60: Siyatik, bel ağrıları ve ayak şişkinliklerinde kullanılır. Bö-6: Uykusuzlukta, aybaşı bozukluklarında, doğum sancısı ve hormonal bozukluklarında kullanılır. DP-4: İshal durumlarında, yorgunluk, korku ve sinirden kaynaklanan hava yutması (Aerofaji) hallerinde kullanılır. Viyana’da araştırmacılar (Institut of Boltzman for accupuncture) merkezinde şunu ispat ettiler: Kişide depresyon ve huzursuzluk, beyinde serotonin ve idzosin de lacetine maddelerinin noksanlığından ileri gelmektedir. Ayak tabanında bulunan Bö-1 noktasından4 parmak topuğa doğru olan Tai chong noktasına uyarıldığı zaman, bu eksik olan maddeler tekrar beyne pompalanıp hasta depresyondan kurtarılmış olur.

E. Kulak ovulması veya akupunkturu

Bilindiği gibi kulakta bulunan her bir nokta, vücutta bir organa bağlantılıdır. Dolayısıyla günde 5 kez parmaklarımızla sedasyon noktaları ve parmakla belli bir şekilde huzur ve ferahlığa kavuşmuş oluruz.

F. Misvak

Misvak dediğimiz Ortadoğu'da ve sıcak iklimde Arak dediğimiz bir ağacın dallarıdır. Yöre ahalisi ve bilhassa bütün İslam aleminde ağız ve dişlerin temizliğinde kullanılan bir ağaç dalıdır. İhtiva ettiği maddeler şunlardır: 

1. Florin: Dişlerin çürümesini önler 

2. Alkalin maddeler: Ağızdaki asiditeyi önler ve bakterileri öldürür. 

3. Damar büzücü bir madde: Böylece kanamayı önler. 

4. Hoş bir koku. Ayrıca YD-27’ye iğne yerine geçip, onun yaptığı görevi yapar; yani: Gingivitis, burun sekresyonu, ülseröz stomatit ve diş abselerini önler. Onun için Yüce Peygamberimiz diyor ki: “Ümmetim için bir zorluk olmasaydı, her namazdan önce misvak kullanmalarını emrederdim”.

G. Teyemmüm

Nisa Suresi, Ayet 43 diyor ki: “Eğer hasta iseniz veya yolculukta idiniz de su bulamadınızsa, temiz topraktan abdest alıp yüzünüzü ve ellerinizi meshediniz” İlahi emirler diyor ki; su bulamazsan bile her vakitte toprak ile de olsa yine bu uygulamayı yapmak mecburiyetindesin. Yani buradaki uygulama akupressür yerine geçer.

H. Abdestin manevi yönü

Dünyada abdestin bedene sağladığı faydaların yanısıra, ahirette de ruhumuz meçhul alemde gezip dolaştığı zifiri karanlıklarda bizim için gerçek bir nur ve ışık kaynağı olacaktır. Resulullah’a sormuşlar: 

- Kıyamet gününde mümin kardeşlerimizi nasıl tanıyacağız? 

Onun cevabı şöyle olmuş: 

- Kıyamet gününde benim ümmetimin abdest gören azaları pırıl pırıl parlayacak, çevresine nur saçacaktır. Onun için onları gayet kolaylıkla tanıyacaksınız (Müslim, sayfa 249). 

Allah (C.C) şöyle buyuruyor: 

“Hatırla o günü ki, mümin erkeklerle mümin kadınları nurların (iyi amellerinden dolayı) önlerinden ve sağlarından koşar bir şekilde kendilerine kendilerine geldiğini göreceksin" (Hadid suresi, ayet 12). 

Ayrıca iki abdest arasında işlenen ufak tefek hata ve günahlar suyla temizlenip silinir. Netice olarak da abdest ile akupunktur (veya akupressür) arasındaki benzerlikleri bir çok yerde müşahede ederiz. Misal olarak, Yüce Peygamberimiz diyor ki: “Herhangi biriniz sinirlenirse, hemen gidip abdest alsın”. Bilindiği gibi abdest alma şartlarından el ve ayak parmakları ve araları iyice yıkayıp ovmak

İşte bilimsel olarak bu önemli vücut noktalarını uyarmak ile hipotansiyon, doğumu kolaylaştırmak, siyatik, uykusuzluk, astım, mide asiditesi gibi bir çok hastalıktan kolayca kurtulmuş oluruz. Ayrıca Yüce Peygamberimiz diyor ki: “Herhangi biriniz deniz veyahut nehir kenarında olsa bile abdest alırsa, az su kullanıp suda müsriflik etmesin”. Bu da bize akupunktur noktalarını iyice uyarmak için üstüne basmayı, yani akupressür uygulamayı tavsiye buyurmaktadır. 

Son olarak da Çakra ile tedaviye, diğer tarafta namazdaki uygulamalara bakacak olursak, şu benzerlikleri göreceğiz: 

1. Çakra ile tedavi 3-5 kez, süresi de üçer beşer dakikadır. Namaz da 5 vakittir. Süresi de her vakit için 3-5 dakikadır. 

2. Çakrada trans şarttır. Namazda huşu şarttır. 

3. Çakrada eller yukarıya kaldırılır. Namazdan sonra dua ederken elller yukarıya kaldırılır. 

4. Çakrada yere oturmak tercih edilir. Namazda yerde oturmak şarttır. 

5. Çakrada susmak ve dalmak şarttır. Namazda konuşmak yasaktır. 

6. Çakra tek veya toplu halde uygulanır. Namaz tek veya cemaatle kılınır. 

7. Çakraya alışınca evde uygulanabilir. Namaz da evde kılınabilir. Gördüğümüz gibi akupunktur ve çakra ile abdest ve namaz uygulamaları arasındaki bağlantı ve insanoğlu için bedene ve ruha sağladığı faydaları müşahede etmiş bulunuyoruz.

KAYNAKLAR

1. Kur’an-ı Kerim (Yasin suresi ayet 40, Nebe suresi ayet 10-11, Maide suresi ayet 6, Bakara suresi ayet 251). 2. Hadis-i Şerif (Müslim, 240) 3. Dosch, P: An introduction to neural therapy using local anaesthetics, 1974, Grünwall. 4. Bischko, J: Akupunktur skriptumu. ÇeviriErengül, A.; Nobel Kitabevi, 1990, İstanbul. 5. Tekeoğlu, İ: Temel Akupunktur. Acar Matbaacılık, 1987, İstanbul. 6. Ziyal, N: Bilimsel akupunktur. Cem Ofset, 1989, İstanbul. 7. Nehdi, M: Acupuncture therapy. Kuwait Matbaası, 1981, Kuwait. 8. Elvan, L: İğne İle Tedavi. Kuveyt Milli Matbaası, 1990, Kuveyt. 9. Abut, M.F: Kulak Akupunkturu. Matbaa Teknisyenleri Matbaası, 1987, İstanbul. 10. Osmanbey, K: Reenkarnasyon ve Telepati. Kitsan Matbaası, 1995, İstanbul.