Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

AKUPUNKTUR DERGİSİ . CİLT 13 . SAYI 50 . YIL 2003

AKUPUNKTUR NOKTALARI VE NAMAZ

Baki DÖKME(*) (*)

(*) Rumeli Cad. Efe sk. 18/2 Osmanbey-İstanbul, Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı, Dr.

ÖZET

Derginin bu sayısında değerli meslekdaşım Dr. Kemal Osmanbey, abdest ile akupunktur noktaları arasındaki bağlantıyı inceledi. Bu bağlantı aslında müslüman olan her akupunktur doktorunun dikkatini çekmiştir. Konu açıldığı için, biz de akupunktur noktalarının namaz ile olan bağlantısını burada açıklamaya çalışacağız.

SUMMARY

In this issue of our magazine my respectfull colleague, Dr. Kemal Osman bey, has examined the relationship between the ablution and acupuncture points. In fact this relationship has taken the attention of every acupuncture doctor, who is muslim. As the topic has been started to discuss, we will try to explain thre relationship between acu-point and prayers.

GİRİŞ

Aslında akla şöyle bir düşünce gelebilir: 

Abdest ile namaz ile akupunktur noktalarının ne ilgisi var? 

Bu soru şöyle devam edebilir: 

Abdest ve namaz tamamen inanç sistemiyle ilgiliyken, akupunktur gibi bilimsel bir tedavi yönteminin bunlarla ne bağlantısı olabilir? 

İlk bakışta bu soruların akla gelmesi çok doğaldır. Ancak konu biraz derinine incelendiğinde ikisi arasında çok önemli bir bağlantının olduğu meydana çıkacaktır. 

Abdest ve namazın sadece inançla ilgili olduğu düşünürse bunun eksik bir düşünce olduğu daha ilk bakışta ortaya çıkar. Düşüncenin baş tarafı doğrudur. Yani Abdest ve namaz tamamıyla inanç sisteminin içinde yer alır. Abdest, bu inanç sisteminde bir ibadet şekli olan namaza hazırlıktan öte bir şey değildir. Tabii sadece inanç sistemi açısından düşünüldüğünde... 

Namaz, Allah’a kulluk için yapılan bir ibadettir. Tıpkı İslam’ın diğer şartları olan oruç, zekat, hac ve şahadet kelimesi getirmek gibi. 

İlimle, daha doğrusu maddi ilimle ilgisi yokmuş gibi görünen bu ibadet şekillerinin sadece manevi bilimler alanında bulunduğu düşünülebilir. Fakat konu incelendikçe görülecektir ki, bu ibadetler sadece manevi değil, aynı zamanda maddi ilimlerin de içerisinde bulunmaktadır. Bilim zaten yalnız maddi tarafla değil, manevi tarafla da ilgilenmektedir. 

Biz burada İslam’ın şartlarından biri olan Namaz ile akupunktur noktaları arasındaki bağlantıyı incelemeye çalışacağız. Eğer yerimiz kalırsa buna Hac konusunu da ilave ekleyecek, Hac ile akuenerji arasındaki ilişkiyi de ortaya koymaya çalışacağız.

ABDEST VE AKUPUNKTUR NOKTALARI

Bu konu meslekdaşım Dr. Kemal Osmanbey tarafından enine boyuna diğer sayfalarda incelendiği için, burada ayrıca ondan bahsedilmeyecektir. 

Ancak abdest alma sırasında kulak ile ilgili ek bilgi vermemiz gerekecektir.

Bilindiği gibi abdest alırken önce baş meshedilir, sonra da her iki kulak serçe parmak ve baş parmaklar aracılığıyla temizlenir. Nasıl yapıldığını abdest alan herkes bilmektedir. 

Kulak temizlenmesi sırasında alt ve üst konkadaki bölgelerin hemen hemen hepsine masaj yapılmaktadır. Serçe parmak dış kulak yolu ağzından masaja başlar, burada bulunan bütün noktaları ovalayarak alt konkaya geçer. Oradan üst konkaya geçerken anthelikste konkaya dik olarak inen duvarı da yalar. Üst konkayı olduğu gibi ovalar (masaj yapar). Üst konkanın sonuna gelince burada heliksin iç kısmının da ovalaya ovalaya kulak Fossa Triangularise gelir. gelir. Ve burada bekler. Neyi bekler? Baş parmağı. 

İşte her iki serçe parmak fossa triangularise gelince, baş parmaklar kulak memesinin ardından başlayarak, kulak kepçesinin arka kısmını (organların motor bölümü) baştan başa ovalayarak serçe parmakların iç yan tarafının üzerine gelir. Serçe parmağın iç yan tarafı ile, başparmağın uçtan itibaren olan birinci boğumunun arasında kalan kulak kepçesi bölgesinde yaklaşık olarak kalın barsakların motor bölümü bulunmaktadır. Her iki parmak burada kısa bir süre kulak kepçesini sıkıştırmaktadır. Yani kalın barsak bölümüne “Dökme Masajı” uygulaması yapılmaktadır. Bu bölgenin ovalanmasının özellikle kadınlarda ne kadar fayda sağlayacağı açıktır. Çünkü kadınlarda kabızlık sorunun oldukça yaygındır ve onlar çeşitli yöntemlerle bu sorunu halletmeye çalışmaktadırlar. Demek ki abdest alırken bilhassa kadınların bu bölgeyi itinayla ovalamaları gerekecektir. 

Daha sonra baş parmaklar biraz daha ileri giderek allerji noktalarını dış taraftan hafifçe yalayarak kulak temizliğini bitirmektedir. 

Böylece abdest alan bir kişi her abdest alışında kulak kepçesindeki noktaların çoğunu ovalamış olmakta, yani akupressür yapmış olmaktadır. 

Noktaların genel olarak ovalanmasının yanında serçe parmaklar kulak kepçesindeki parasempatik sistemle retiküler sistemi ovalayarak uyarmış olmaktadır (Şekil 1). 

Kulak kepçesi dışında abdest alırken uyarılan başka bir bölge de ensedir. Ense 2-3-4. parmakların dış yüzleriyle meshedilmektedir. Ancak enseden başlayan meshetme olayı sadece ensede kalmamakta, öne doğru devam etmekte ve boynun ön tarafını da yalayarak parmak dışlarının uç kısımlarının birleşmesiyle son bulmaktadır. Böylece boynun arka kısmı, yanları ve ön kısmı ovalanmış olmaktadır. Böylece bu bölgelerdeki akupunktur noktalarına akupressür yapılmış olmaktadır. 

Boyun bölgesinde bulunan İK-10 ve SK-20 noktalarının, birlikte uyarıldıklarında nörovejetatif dengeyi sağlayıcı özelliğe sahip olduklarını hepimiz bilmekteyiz. 

Genel olarak baktığımızda abdest alan bir kimse, vücutta pratik olarak kolayca ovalanabilecek değişik yerlerdeki akupunktur noktalarını hem temizlemekte, hem de ovalamaktadır. Böylece kişi, bünyesindeki enerji dolaşımını harekete geçirerek bedenen ve ruhen sağlıklı kalmasına yardımcı olmuş olmaktadır.

NAMAZ VE AKUPUNKTUR NOKTALARI

Namaz yukarda belirttiğimiz gibi bir ibadettir. Ancak sadece ibadet şeklinde düşünür ve Allah emrettiği için kılınıyor diye değerlendirirsek akupunkturla ilgisini kavrayamayız. Halbuki namaz da akupunktur noktalarıyla ilgisi olan bir ibadet şeklidir. Şimdi burada bu ilginin nasıl olduğunu anlatmaya çalışacağız. 

Abdest aldıktan ve bu arada pekçok akupunktur noktasını ovaladıktan sonra namaza durmaktayız. Böylece abdest sırasında yaptığımız akupressürü namaz sırasında da devam ettirmiş olmaktayız. 

Şimdi namaz sırasında meridyenler üzerinde ovaladığımız bazı noktaları görelim (Meridyenler için Şekil 3’e bakınız): 

Niyet ettikten sonra namaza başlarken “Allahü ekber” diyor ve ellerimizi açık bir şekilde yukarıya doğru kaldırıyoruz. Bu arada baş parmaklarımızın iç kısmı kulak memelerimizin arkasına gelmekte ve oraya kısa süreli bir basınç uygulamaktadır. Burada bulunan noktalar böylece ovalanmış olmaktadır. Bunlardan en önemlisi prostaglandin noktasıdır. Bunun yanında beynin bazı bölümlerinin ve dilin motor bölümünün haberleşme noktaları da bu bölgede bulunduğu için ovalanmış olmaktadır. 

Yalnız bayanlar ve bazı mezheplerde tekbir alınırken eller çene hizasında bırakılmaktadır. Bu durumda kulak memesi arkasındaki noktalara akupressür yapılması gerçekleşmemiş olmaktadır. 

Daha sonra eller bağlanmaktadır. Bu da kadın ve erkeklerde farklı, Hanefi mezhebinden başka diğer mezheplerde farklı olmaktadır. Hanefi mezhebinde olan erkekler ellerini bağladıkları zaman göbek hizasında bağlamaktadırlar. Böylece sağ el sol elin üzerine gelmektedir. Üç parmak sol ön kol üzerine oturmakta, sağ başparmak ve işaret parmağı da sol el bileğini kavramaktadır. Bu durumda ayaktayken okunacak dua ve ayetler boyunca sağ elin parmakları sol el üzerindeki bazı noktalara basınç, yani akupressür uygulamaktadır. Bunlardan bazılarını hatırlayalım: 

Sol elin 2-3. parmağın 1. eklem çıkıntıları sağ elin ön kısmındaki bazı noktalara basınç yapmaktadır. Burada bulunan noktalar Ka-5-6-7 ile DS-5-6-7 noktalarıdır. 

Sağ elin baş ve işaret parmakları sol elin bileğini kavradığı zaman baş parmak sol eldeki AC-7-8-9 ve KB-5 noktalarına, işaret parmağı ise Ka-5-6-7 noktalarına bası uygulamaktadır. 

Ayrıca eller göbek hizasında bağlandığında göbek ve çevresindeki noktalara da bası uygulanmaktadır. Bu noktalardan ilk göze çarpanlar AD-6-7-8-9 ile Mi-24-25, Bö-16, DP-14-15. 

Hanefi mezhebinin dışında olan mezhepler ellerini daha değişik yerlerde bağlamaktadırlar. Mesela kollar göğüste kavuşturulmaktadır. Burada sağ el başparmağının ucu KB-11’in üzerine gelmektedir. 

Kadınlar ise ellerini göğüs üzerine birbirinin üstüne gelecek şekilde bağlamaktadırlar. Burada eller AD-16-17, Mi-17-18, Bö-23’ ün üzerine akupressür uygulamaktadır. Ayrıca sağ el başparmağı sol el üzerinde KB-4 üzerine bası yapmaktadır. 

Eğilince (rüku) dizlerde Mi-35- 36’nın yakınına ve DP-10’a bası uygulanmaktadır. 

Secdede ise her iki el parmakları birbirine yapışık olduğu halde yere konur ve ikisinin arasına alın konur. Alın yere konulduğunda burnun mutlaka yere değdirilmesi istenmektedir. Alın yere konduğunda yer aracılığıyla alındaki noktalara bası uygulanmaktadır. Buradaki noktalardan burun ucunun hemen üzerindeki (alın tarafında) YD-25 noktası bulunmaktadır. Alında ise YD-24, İK-2-3 noktalarına da yer aracılığıyla bası uygulanmakta, yani akupressür yapılmaktadır. 

Oturunca eller parmaklar açık olduğu halde dizin üst tarafına konulmaktadır. Böyle konulduğunda Mi-35-36 ve DP-10 noktalarının yakınlarına akupressür yapılmaktadır. 

Namazda rüku esnasında gözlerin secde sırasında alnın geleceği yere bakması gerekmektedir (Bazılarına göre ayak uçlarına). Böyle yapıldığı takdirde başın geriye doğru gidebildiği en geriye kadar gitmesi sağlanmaktadır. Selam verirken de çene göğse doğru eğiliyken sağa ve sola çevrilir; çevrilince gözlerle çiğin başına (omuz başı), sonra da daha uzağa bakılması istenir. Bu şekilde başın sağa sola tam hareketi de sağlanmış olur. Yani bir çeşit hareket (egsersiz) yapılmış olur. Zaten namaz, eğer benzetme doğru olursa, bir çeşit maddi ve manevi egzersiz değil midir? 

Abdest alırken ve namaz kılarken ellerin içi dışı ile, ayak tabanındaki pek çok özel noktaları ve bölgeleri de hesaba katarsak, gerek namaza hazırlık olan abdest alırken, gerekse namaz kılarken, önemli miktarda akupunktur noktası ovalanmış ve bası yapılmış olmaktadır. Bu da bir nevi akupressür olmakta ve bu ibadetleri yapan insanlar kendi sağlıklarını bir dereceye kadar korumuş olmaktadırlar.

HAC VE AKUENERJİ

Akuenerjinin temelinde yatan, evrendeki elektromanyetik enerjidir. Bu enerji, akupunkturu ve akuenerjiyi bilen bir doktor tarafından akupunktur noktasına yönlendirilerek tedavi uygulanır. 

Dünyada elektromanyetik enerji bakımından en güçlü olan ortamlardan birinin, belki de birincisinin Kabe olduğu gerçeği var önümüzde. Kabe ve Hıra mağarasında bu enerjinin gücünü o ortamlarda bulunanlar hissedebiliyor. Böyle bir enerjinin insan bünyesine ve ruhuna genel olarak uygulanması da hacca gidenler üzerinde çok olumlu bir etki oluşturuyor. Sonuçta oraya giden insanlar huzur duyuyorlar.

KAYNAKLAR

1. Bahr, F: Systematik und Praktikum der wissenschaftlichen Ohrakupunktur für Fortgestrittene. 1979, München. 

2. Mann, F: Akupunktur. Haug Verlag, 1976, Heidelberg. 

3. Zeitler, H: Meridane, ihre Punkte und Indikationen. Frier. Vieweg und Sohn, 1983, Braunschweig/Wiesbaden 

4.http://www.damlalar.org/ilmihal/namaznasil.htm