AKUPUNKTUR DERGİSİ . CİLT 12 . SAYI 46-47 . YIL 2002
GENEL OLARAK ALLERJİK HASTALIKLAR VE AKUPUNKTUR
Abdulkadir ERENGÜL (*)
(*) Maltepe Tıp Merkezi Akupunktur Servisi Şefi, Prof. Dr.
GİRİŞ
Allerjik hastalıklar ve akupunktur başlığı altında bağışıklık sistemimizi ilgilendiren hastalıkların akupunktur yöntemiyle tedavi imkanlarını incelemek istiyoruz. Akupunktur uygulayarak tedaviden iyi sonuç alabilmenin sırrı, özellikle hastalığın fizyopatolojisi hakkında yeterli bilgiye sahip olmakta yatar. “Hastalık yoktur, hasta vardır” sözünün akupunktur tedavi yönteminde de büyük önemi bulunmaktadır. Bunun anlamı, tedavide önceden belirlenmiş program veya şemalarla yola çıkamıyacağımızdır. Allerjik hastalıkların akupunktur yöntemi aracılığıyla tedavisi yüz güldürücüdür. Özellikle hastalığın başlangıç safhalarında yakalanan vakalarda daha başarılı olunmaktadır. Çoğu kez klasik tıbbın bütün imkanları ile tedavi denenmiş ve başarı sağlanamamış hastalarla uğraşmak zorundayız. Buna rağmen alınan sonuçları başarılı olarak niteleyebiliriz. Dolayısıyla ürtiker, saman nezlesi ve astım bronşiyale gibi iyileşme oranı yüksek olan allerjik kökenli hastalıklarda akupunktur yöntemini uygulamak hasta için kazanç olacaktır. “Allerjik astımda akupunkturun yeri ve pratik uygulamaları” hakkında dün Uz. Dr. Nüzhet Ziyal güzel bir konuşma yaptı ve bizi oldukça aydınlattı. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) bu tedaviyi başarılı bir tedavi yöntemi olarak saymaktadır. 1991 yılında Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı Akupunktur Yönetmeliği ise bunu teyit etmiştir ve üniversitelerde derneklerle iş birliği yapılmasını ön görmüştür. Nihayet bu sene Ankara Gazi Üniversitesi’ne kurs yapma yetkisi vermiş ve onlar da ilk kursu başlatıp yapmışlardır. Ümit ederim ki İstanbul’da da yakında kurs açılacaktır. İstanbul Akupunktur Derneği’nin 12-14 Eylül 1990 tarihinde düzenlediği akupunktur seminerlerinde konuşan sayın hocamız Prof. Dr. Jochannes Bischo, Viyana Üniversitesi’nde akupunktur dersleri veren batılı bir bilim adamıdır. Onun ardından 31.05.1991 ile, 2.6.1991 tarihlerinde seminer yapmak üzere gelen Prof. Dr. Helmut Nissel, ülkesinde gerek kişiliğiyle, gerekse tıbbi bilgisi bakımından saygınlık kazanmış bir bilim adamıdır. O, akupunkturu temel aracılığıyla açıklamayı ön gören bir teoriyi deneyler ve laboratuvar çalışmalarıyla izah etmeye çalışmıştır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde akupunktur uyguladığımız senelerde (1985-1996) akupunkturu tedavi listesi arasına kaydettirmiş, fiyat listesine aldırtmış ve ayrıca stajyerlere akupunktur dersleri anlatılmış ve imtihanını bile koyuştuk. Akupunktur Ünitesi diye resmen tabela asmıştık. Önemli olan, akupunktur tedavisini uygulayacak olan hekimin bu konuda yeterli bilgi birikimine sahip olmasıdır. Bu da eğitim ve tecrübeyle kazanılabilir. Vücut akupunkturu ve avrikuloterapi başta olmak üzere, değişik akupunktur türlerinin nasıl uygulanabileceğini göstermek istiyoruz. Organizmada gidiş ve fonksiyon sapmalarını dış aleme yansıtan bir ayna bulunmaktadır. Vücut akupunkturunda yansıma, meridyen noktlarından olmaktadır. Vücut akupunktur noktalarının histolojik yapılarındaki özellik ve çevre cilt dokusuna karşı davranış farkı yansıma sebebi olmaktadır. Kulak akupunkturundaki yansıma sebebi kulak kepçesi ve organizma arasındaki sinirsel bağlantıdır. Organizma içindeki bütün organların faaliyetleri, hücre kolonilerinin çabaları ile büyük bir intizam içinde, gece gündüz devam ettirebilmektedir. Fonksiyonların nasıl yürütüldüğünün çoğu zaman farkına bile varmayız. Ancak hastalık durumlarında, mesela kalbimizin çarptığını veya midemizde hiç de hoşumuza gitmeyen olayların yaşandığını algılayabiliriz. Akupunktur yöntemi ile tedavide tıbbın en önemli ilkesini, yani önce teşhis, sonra da tedavi kuralını hiçbir zaman akıldan çıkarmamak gerekmektedir. Dolayısıyla allerjik hastalıklarda akupunktur ile tedaviye başlamadan önce, karışık durumlarda tıbbın bize verdiği bütün imkanları kullanarak teşhis koymaya çalışmalıyız. Dahiliye, pnömoloji, nöroloji ve cildiye gibi uzman hekimler tarafından yapılan muayeneler hiç ihmal edilmemelidir. Gerekiyorsa kan, idrar tahlilleri ve hormonal araştırma yapılmalıdır. Mesela bazı hastalıklarda immün sistemde bir düzen bozukluğu oluyor. Bir allerji söz konusu olduğunda İgE seviyesinin tayini gereklidir. İgE seviyesi düşük hastalarda, yüksek İgE seviyesine göre akupunktur tedavisinin başarısı daha fazladır. İgE seviyesi gerekli ilaç seviyesi ile birlikte hastayı desansibilize etmek ve ondan sonra akupunktur yapmak daha iyi olur.
BAĞIŞIKLIK VE ALLERJİ
İnsan vücudu kendisini yok etmeye yönelik bütün dış etkenlere karşı direnç gösterme özelliğine sahiptir. Organizmanın bu özelliğine bağışıklık (immunite) adı verilir. Vücudumuza yönelik saldırgan niteliğini taşıyan mikroorganizmalar veya toksik etkili maddelere karşı organizma bir takım silahlara sahiptir. Bu cevap ya doğuştan ya da sonradan kazanılabilmektedir.
A-DOĞUŞTAN BAĞIŞIKLIK B- KAZANILMIŞ BAĞIŞIKLIK A-DOĞUŞTAN BAĞIŞIKLIK
Vücudun doğal bağışıklık gücünü oluşturan bir takım mekanizmalar vardır. 1. Fagositoz mekanizması, 2. Mide ve diğer sindirim salgılarının yutulan bakterileri yok etme gücü, 3. Derinin mikrorganizmaların çoğunun vücuda sızma ve yayılmasına karşı gösterdiği direnç, 4. Kanda bulunan ve yabancı organizmalara karşı etkili ve onları yok edici kimyasal maddelerin varlığı. B- KAZANILMIŞ BAĞIŞIKLIK-Adaptif Bağışıklık İnsan organizması doğuştan sahip olduğu bağışıklık yanında, sonradan geliştirilerek edindiği çok kuvvetli ikinci bir bağışıklığa sahiptir. Organizma bu özelliği ile hayat boyunca karşılaşacağı, kendisini yok etmeye yönelik bütün faktörlere karşı savaş verir. Bu faktörler ister bakteriler olsun, organizma ürettiği antikorlar veya duyarlı lenfositler ile savaşa girmek zorunda olacaktır. Bu mücadele sonunda ortaya çıkacak bağışıklığa kazanılmış bağışıklık adı verilir. Kazanılmış bağışıklık organizmanın doğuştan bağışıklık olmadığı, istilacı saldırganlarla karşılaştığı zamanlarda hayati önem taşımaktadır. Organizma ilk defa karşılaştığı saldırganın yayılmasını önleyemez. Ancak karşılaşmanın hemen ardından birkaç gün ile birkaç haftalık zaman içinde kendisini koruyucu önlemler almayı başaracaktır. Bu zaman içinde saldırgana karşı direnç hazırlanır ve geliştirilir. Bu direnç yalnız yalnızca hastalık yapıcı faktörlere karşı ve çok özel geliştirilmiş bir dirençtir. Dolayısıyla bu tür bağışıklığa adaptif immünite adı verilmektedir. Kazanılmış bağışıklık ile çok güçlü bir korunma sağlanmaktadır. Mesela tetanoz toksinine karşı bağışıklık kazanmış bir organizma, bağışıklığı olmadığı takdirde öldürücü etki gösterebilir. Böyece bir dozun çok yüksek bir katına dayanabilmektedir.
Mesela bir bağışıklık reaksiyonunda hassaslaşmış lenfoid hücrelerden üretilen lenfoid faktörler, makrofajları ve nötrofil myelositleri çekerek fagositozu arttırırlar. Bunun gibi T-hücreleri, B-hücresinin antikor oluşturma hızını ayarlarken B- hücrelerden salgılanan bloke edici antikorlar da bağışıklık cevabını çeşitli şekillerde yönlendirirler.
AKUPUNKTUR YÖNTEMİ İLE ENERJİ DÜZENLENMESİ
Akupunktur herhangi bir sebeple enerjisi bozulmuş canlıda, bozuk düzeni rayına oturtmak için kullanılan bir metottur. Akupunktur yöntemi ile enerjiyi yönlendirmek mümkündür. Bütün sistemler, başta beyin olmak üzere, ancak kendilerini meydana getiren hücre fonksiyonları için enerji üretebildikleri takdirde eksiksiz görev yapabilirler. Organizmayı idare eden beynin ne denli enerji tükettiği açıkça ortadadır. Eğer beyin oksijensiz kalır ve gerekli enerjiyi üretemezse, sinirsel fonksiyonları bozulur. Hormonal dengenin korunabilmesi için de yeterli enerjiye ihtiyaç vardır. Bugün kullanılan iki akupunktur yöntemi vardır; biri vücut, diğeri kulak akupunkturu. Klasik Çin tıbbında insan canlılığı, yaşanan evrenin bir parçası olarak kabul edilmektedir. Yin ve Yang değerlerinde biribirinden farklı güçler vardır. Bütün sistem ve organlarımızın işlevleri bu iki kuvvetin belirli özel kanallarda hiç durmaksızın dengeli dolaşmasına bağlıdır. Şayet bu denge bozulursa insan hastalığa yakalanabilir. İşte akupunktur, bu enerji yollarında, herhangi bir şekilde oluşan engeli ortadan kaldırarak, zaten organizmada varolan iç dengeyi yeniden düzene sokan bir tedavidir. Akupunktur ve Avrikuloterapi aracılığıyla organizma kendi imkanlarıyla yaralarını sarmasını öğrenir. Bu aynen kazanılan bağışıklıkta olduğu gibi, çoğu zaman hayat boyu beklemede kalır, yani sürer. Artık organizma stres ortamında yeterli valium’u, örneğin 2 miligramı salgılamayı öğrenmiş, bağışıklık devre dışı bırakılacak yönde bilinçlendirilmiş hale gelmiştir. Ayrıca allerjik hastalıklarda, hasta organizmanın böbreküstü bezlerinden çok küçük dozlarda kortizonu akupunktur aracılığıyla otomatik olarak salgılatabiliyoruz. Bunun yanıda T- Lenfositlerinin aktivitesi arttırılabiliyor, histamin açığa çıkmasını önleyebiliyoruz.
ALLERJİK REAKSİYONU ÇÖZEBİLEN İLAÇLAR VE BUNLARIN KESİLMESİ Akupunktur ile yapılan tedavinin başlangıcında allerjik hastanın birdenbire bütün ilaçları kesmesi sakıncalıdır. İlaçları tedavinin gidişatına göre zamanla azaltmak daha doğru olacaktır. Aksi takdirde çoğu kronikleşmiş şikayetler ile başvuran hastalarda krizleri çağırmış oluruz. Bizim gayretimiz, akupunktur tedavisiyle ilaç tedavisi arasında akıcı bir geçiş sağlamaya çalışmaktır ve ilaç tedavisine ancak hastalık tam olarak kontrol altına alındğı zaman son verilir. Akupunktur tedavisiyle hastanın tamamen iyileşmemesine rağmen, ilacın dozunun minimuma indirilmesi bile başarı sayılır. Akupunktur bir alternatif metot değildir. Bilakis, batı tıbının bütün imkanları yanında başlıca kullanılan ve ilaçlara ilave edilebilen bir metottur. Akupunktur tedavisinin etkili olduğu, tecrübeli kişiler tarafından uygulandığında yüksek başarı elde edileceği aşikardır. Eğer organda geri dönüşümü olmayan bir patolojik durum yoksa ve yine tedaviyi engelleyici bir bozucu alan yoksa, hasta iyi teşhis edilmişse, mutlaka tesir edecektir. Diğer tedavilerin yanında doğru uygulandığı takdirde, hiçbir yan etkisi olmadan akupunktur yöntemini uygulamak kanımızca hatalı bir hareket olmaz.
ALLERJİK HASTALIKLARDA KULLANILAN AKUPUNKTUR NOKTALARI
Kulakta: Shen-men Jörom noktası (Point de Jerome) Antiagressif nokta PAM Vücutta: AC-1-2-5-7 Bö-27 AD-15-17 İK-2-47 (İki taraflı) Mi-36 (İki taraflı) DP-10 (İki taraflı)