Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

AKUPUNKTUR DERGİSİ . CİLT 12 . SAYI 46-47 . YIL 2002 

SİGARA ALIŞKANLIĞININ TARİHÇESİ, ZARARLARI VE BIRAKILMASINDA AKUPUNKTURLA YAKLAŞIM

Gürbüz Şeref TEMUÇİN

Bugün elimizdeki verilerden anladığımız kadarı ile tütünün kökeni Amerika kıt'asına kadar uzanmaktadır. Amerika yerlilerinin ne zamandan beri tütüne düşkün oldukları tabii ki bilinmemektedir ancak Avrupalıların tütün ile ilk karşılaşmaları günümüzden tam 510 yıl önce Kristof Kolomb ve mürettebatının Guanahani adasına ayak basması ile olmuştur. Kristof Kolomb ve arkadaşları karşılaştıkları yerlilerin yapraktan yapılmış bir ruloyu ağızlarına götürüp dumanını üflediklerini görmüşler, bunun ne olduğunu anlamamışlar ve tadı da hoş olmadığı için üstüne düşmemişlerdir. Fakat aradan 27 yıl geçtikten sonra 1519 yılında Gonzale Fernandez isimli bir İspanyol tütün'ün Amerika'dan Avrupa'ya olan ilk yolculuğunu başlatmıştır. İspanya'ya ulaşan Fernandez tütünü halka Tobaco adı ile tanıtmış ve yerliler tarafından nasıl içildiğini göstermiştir. Bundan sonra ilk tütün ekimi Fransa'nın Lizbon'daki sefiri ''Jean Nicot'' tarafından yapılmış ve daha sonraları kullanılan ''Nikotin'' terimi de bu zata atfen kullanılmıştır. Tabi ki Jean Nicot Tütünün, kendi ülkesi olan Fransa'da ekilmesine ön ayak olmuş ve tütün ekimi buradan İtalya'ya ve tüm Avrupa'ya hızla sıçramış, yetiştirilmesi yaygınlaşmış ve içimi de artmıştır. 1650 yıllarında Fransa Kraliçesi Katrin de Medici'nin oğullarının başağrısına tutulması ile saray adamları Kraliçe'ye oğullarının tütün tozu çekmelerinin iyi geleceğini söylemiş ve böylece Paris ve Roma soyluları arasında 250 yıl sürecek olan enfiye geleneği başlamıştır. İngiltere ve Hollanda'da çubuklu veya büyük puro şeklinde içilen tütün, bildiğimiz sigara şeklinde Avusturya, Rusya ve Doğu'da kullanılmaya başlanmıştır. Tütüne karşı olan ilk hareketler Roma Kilisesi'nden gelmiş ve Kilise tütün içimini 1624'den 1724'e kadar tam bir asır boyunca yasaklamış ve içenleri de aforoz etmiştir. Osmanlı'ya tütün ilk olarak 1605-1606 yıllarında yabancı gemilerle gelmiş ve bundan sonra ilk tütün ekimi Selanik vilayetinin "Yenice" ve "Vardar" kasabalarında yapılmıştır. Osmanlı'da ise tütüne karşı olan ilk tavır 1633'de 4. Murat tarafından alınmış olup, tütün yasaklanmış ve yasağa rağmen içenler idam edilmiştir. 4. Murat'ın 1640'da ölümünden sora tütün yasağı yavaş yavaş ortadan kalkmış 1862 yılından itibaren de tütün ithali serbest bırakılmış ve tekel altına alınmıştır. Amerika kıtasından yolculuğuna başlayan tütün, birkaç yüzyıl geçmeden dünyanın tüm kıtalarında her renkte ve ırkta insan tarafından tanınmış ve bununla birlikte sigaranın yol açtığı felaketler günbegün artmıştır. Şimdi dilerseniz bu alışkanlığın zararlarına kısaca bir göz atalım: -Öncelikle ağız yoluyla teneffüs edilen sigara diş taşları için zemin hazırlamakta, ağız ve burun mukozasını tahriş etmektedir. Ülseratif gingivitis ve dişeti hastalıkları için ortam oluşturmaktadır. Bunun dışında ağız ve dudak kanserine yakalanma riski sigara içenlerde yükselmiştir. -Buradan gırtlağa doğru ilerleyen sigara dumanı, hiç sigara içmeyenlere göre gırtlak kanserine yakalanma riskini % 90 arttırmaktadır. -Buradan trakeaya doğru ilerleyen sigara dumanı burada da zarar vermeye devam etmektedir. Normal şartlarda trakeada bulunan silialar saniyede 12 defa hareket ederek hava yoluyla gelen yabancı maddeleri dışarı atmaktadır. Fakat sigara içimi ile bu görev % 50-60 nisbetinde azalır ve gelen zararlı maddeler çok daha az engelle karşılaşarak pasajlarını rahatça yapabilirler. Buradan akciğere inen sigara dumanı kronik bronşit ve amfizemin başta gelen sebebi olur ve bununla da kalmayıp, hiç sigara içmeyen bir kişiye nispetle, günde 1 paket sigara tüketen bir kişide 20 kat daha fazla akciğer kanserine neden olur. Özellikle de günümüzde suni gübre artışının hızla yayılması nedeniyle, suni gübredeki fosfatlar tütün yapraklarına geçmekte, zaten varolan kanser riskini içerdikleri radyoaktif maddeler nedeniyle daha da arttırmaktadır. Ayrıca tütündeki radyoaktif kurşun ve polanyum da kanser riskini arttımaktadır. Sigara ile vücuda giren diğer bazı zararlı maddeler de şunlardır: Aseton, metanol, nitrözaminler, kükürtoksit, polisiklik hidrokarbonlar, benzapiren, kadminyum, hidrojen siyanür, amonyak, toluidin, fenol, bütan, arsenik . Akciğere gelmiş olan sigara akciğerlerin oksijen taşıma kapasitesini önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Günde 20 adet sigara içen bir kişide kanın 0ksijen taşıma kapasitesi, yani bu da demek oluyor ki organlara giden Oksijen miktarı 1/3 oranında azalmaktadır. Yapılan ölçümlerde şehirlerin kirli havasında yaşayanların dahi kanındaki karbonmonoksit oranı %2 veya %3 artmakta iken, sigara içenlerde ise bu oran % 15'e çıkmaktadır. Bu karbonmonoksit, oksijenin miyokarta yeterli gelişini de engellemekte, enforla gelen nefes darlığı sigara içenlerde sık görülmektedir. Yapılan araştırmalara göre günde en az 15 sigara içen kadınlar arasında anjina pektoris insidansı 3 kat artmıştır. Ailevi koroner kalp hastalığı öyküsü olan kadınlarda ise bu oran daha da artmaktadır. Hiç sigara içmemiş kadınlarda ise bunun aksine koroner kalp hastalığı oranları çok düşüktür. Sigarada blunan Nikotin serotonin, bradikinin açığa çıkararak arter endotelini bozmaktadır, sempatik ganglionları uyarmakta, adrenalin ve noradrenalini arttırmakta, miyokart enfarktına sebep olmaktadır. Ayrıca kronik olarak sigara içimi fibrinojen ve trombosit yapışabilirliğini arttırmakta HDL'yi düşürdüğü gibi LDL'yi yükseltmekte, endotel hasarı ve daha fazla ateromatöz lezyon yönünde etki göstermektedir. Bacak damarlarındaki tıkanıklıkların da yüzde 90'ı sigara sebebiyledir. Nikotin mide ve barsak sekresyonlarını da arttırmakta gastrit ve ülsere sebebiyet verip mide kanseri oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Buralardan da yolculuğuna devam eden nikotin, karaciğere geldiğinde N- metil piridin hidroxit'e çevrilerek detoxifiye edilmeye çalışılmakta ve diğer kimyasallarla birlikte karaciğere extra yük getirmektedir Teneffüs yoluyla vücuda giren nikotin idrar ve ter yoluyla vücudu terk etmektedir, sigara içenlerin idrarlarında aminofenoller oldukça yüksektir, bu aminofenoller ıtrah edilmeden önce idrar kesesinde beklemektedir.

    Son yıllarda sigara içenlerde mesane kanserinin artışına dikkat çeken araştırmacılar bu artışı aminofenollerle ilişkilendirmektedirler. Nikotinin ıtrah yollarından biri de süt olduğu için emziren annelerin çocukları da nikotinden ve metabolitlerinden nasibini almaktadır. Ayrıca sigara içen kadınlarda içmeyenlere oranla yaklaşık 10 misli daha fazla kısırlık görülmektedir, bunun dışında erken doğum ve düşüklere de daha fazla rastlanmaktadır. Anne ve babası günde yaklaşık bir paket sigara içen çocukların, yapılan analizlerinde günde yaklaşık 10 adet sigara içmiş kadar nikotinin metabolitine rastlanmıştır, bu da çocukların pasif içiciliği açısından önemli bir bulgudur. Konuyu yetişkinlerin pasif içiciliği açısından ele aldığımızda ise; hiç sigara içmeyen fakat yoğun sigara içilen bir ortamda 4 saat kalan bir kişinin, yapılan nikotinin incelenmesinde yine 10 adet sigara içmiş kadar metobolite rastlanmıştır. Demek ki sigara içen bir kişi sadece kendisine değil ailesine, çevresine ve tüm topluma zarar vermektedir. 1992 yılında ABD'de yapılan bir araştırmada son on yılda, senede 10 bin kişinin sigaranın yol açtığı kardiyomiyopati nedeniyle öldüğü, yine 1998 yılında yapılan bir başka araştırmada ise sadece Çin'de son 20 yılda her yıl yarım milyondan fazla insanın sigara nedeni ile hayatını kaybettiği açıklanmıştır. İşte bu ölümlerin önlenmesi ve halkın sağlığının korunabilmesi amacıyla, sigara alışkanlığının önüne geçebilmek için dünyada birçok metot araştırılmış, bulunmuş ve uygulanmıştır. Bu metotların en önemlisi bizde tabii ki akupunkturdur, çünkü nikotin ihtiva eden diğer bazı metotlar gibi zarar vermez. Sigara alışkanlığının bırakılmasında akupunkturla yardımcı olunmaya başlamadan önce hasta iyice değerlendirilmeli, gerçekten istekli olup olmadığı iyice analiz edilmeli, kendisinin bir akciğer filmi ve metabolit tetkiki ile mümkünse ailesi ve tabii ki çocuklarının metabolit tetkikleri istenmeli, sigaranın bu zararları hakkında detaylı olarak bilgilendirilmeli, kendisine ve etrafına zarar verdiği iyice idrak ettirilmelidir. Alışkanlıkların birden değiştirilmesinin zorlukları göz önünde bulundurularak, kendisine sigarayı hatırlatabilecek çay, kahve gibi içecekler yerine, neredeyse vücudunda tükenmiş olan C vitamininden zengin meyveler yemesi ve sıkma meyve suları içmesi tavsiye edilebilir. Bir diş hekimine giderek diş taşlarından kurtulması, ve bundan sonra düzenli diş fırçalamaya yani mekanik temizliğe önem vermesi, eğer gerekiyorsa şekersiz sakız çiğnemesi önerilebilir. Ayrıca nikotinin metabolitlerinin vücuttan hızla temizlenebilmesini temin edebilmek için günlük 2,5 lt. nin altına düşmeden su içmesi tavsiye edilebilir. Akciğerlerin eski kapasitesine tekrar ulaşabilmesi için ılımlı spor veya kültürfizik hareketler ya da günlük yürüyüşler önerilebilir.

    SİGARA ALIŞKANLIĞININ BIRAKILMASINDA AKUPUNKTUR İLE YAKLAŞIM

 Kulakta : '' 0'' noktası, Shen-Men, Agresyon, Point de Jerome Akciğer noktaları yapılan dedeksiyona göre kullanılabilir. Vücutta : YD-19-20, DS-6 Ka-7, AC-1,2,5,7, KC-3 hastanın durumuna göre degerlendirilerek kullanılabilir. KAYNAKLAR : 1- T.C Maarif Vekilliği '' Tütün ve Zararları'' Maarif Matbaası 1942 Ankara. 2- Sigara Raporu '' A' dan Z' ye Sigara Sel Matbaası 1992 İstanbul. 3- ''Clinical Oncology '' Universtiy of Rochester School of Medicine and Dentistry 1981 Rochester, Newyork. 4- Stux G. Pomeranz B. Basics of Acupuncture Springer Verlag, 1990 Heidelberg. 5- Schneideman I. Medical Acupuncture Everbest Printing 1988 Hong Kong.