Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

AKUPUNKTUR DERGİSİ . CİLT 14. SAYI  52 . YIL 2004

Baki DÖKME(*)

(*) Rumeli Cad, Efe SK. 18/2 Osmanbey-İstanbul, Anestezi ve reanimasyon uzmanı, bakidokme@hotmail.com

AKUPUNKTURDA STERİLİZASYONUN ÖNEMİ

ÖZET

Burada Hepatit-B ve AIDS'in akupunktur sırasında bulaşmasından kaçınmak için tavsiye edilen tedbirler bildirilmektedir.

ABSTRACT

In this article precautions which are recommended to avoid from Hepatitis-B and AIDS during acupuncture has been reparted. 

GİRİŞ

Not: 

Bu yazı ilk defa Akupunktur Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, Yıl 1988’de yayınlanmıştır, Öneminden dolayı ikinci kez yayınlaması uygun görülmüştür. B.D

Sterilizasyon, bir maddedeki bütün canlıları öldürme, orada hiçbir canlı bırakmama işidir. Akupunktur kelime olarak iğne batırma demektir. O halde akupunkturda baş rolü oynayan materyal iğnedir. İğne ile bir insandan diğerine iatrojenik bulaşma her zaman mümkündür. Bu sebeple sterilizasyon konusu akupunkturda çok önemli bir konudur. 

Şimdiye kadar iatrojenik bulaşma açısından en başta gelen hastalık Hepatit-B iken, birkaç yıl önce buna AIDS'in de eklenmiş olması, akupunkturda sterilizasyonun ne kadar önemli olduğunu vurgular kanaatindeyim. Bu iki hastalığın iatrojenik bulaşmasını önlemek için akupunktur hekimlerinin çok dikkatli davranmaları zaruruidir. 

Her ne kadar günümüzde bir kere kullanılıp atılan çelik iğneler ön plana geçtiyse de, altın ve gümüş iğnelerin ve bunun yanında birkaç kere kullanılan çelik iğnelerin de sterilize edilmesi güncelliğini korumaktadır. 

Bir hastadan diğerine bulaşmanın önüne geçmek için, mutlak bir sterilizasyon şarttır. Ayrıca hastadan doktora bulaşmayı önlemek için de, doktorun azami dikkati göstermesi gerekmektedir. 

ALTIN-GÜMÜŞ İĞNELER STERİL Mİ?

Bazı otörler, ağır metallerin oligodinaik etkilerinin olduğunu ve böylece bu metallerden yapılmış olan iğnelerle uygulanan akupunktur sırasında enfeksiyon tehlikesinin söz konusu olmadığını, dolayısıyla korkmanın gereksiz olduğunu, Hepatitin bu yolla bulaşmasının imkansız olduğunu söylemektedirler. 

Bu otörler, bu görüşlerini Nageli'nin 1893'te ortaya koyduğu "metallerin oligodinamik tesirlerine dayandırmaktadırlar. Buna göre, ağır metallerin salıverdikleri son zerrecikler bakterileri öldürmektedir. Hemen hemen bütün ağır metallerin tuzları bakterisit tesir göstermektedir. Saf haldeyken bakterisit tesir gösteren ağır metaller ise yalnız Kadmium, Bakır, Civa ve gümüştür. Demek ki, her saf metal bakterisit etki göstermemektedir. Ayrıca bu dört metalin yaptıkları etki sadece bakterisittir. Virüslere karşı herhangi bir ispatlanmış etkileri yoktur. 

Altının ise ne bakterilere, ne virüslere karşı oligodinamik etkisi vardır. O halde biz iğnelerimizi ister altın, ister gümüş ve isterse çelik olsun, mutlaka sterilledikten sonra hastaya batırmak zorundayız. Aksi halde adı geçen hastalıkların hastadan hastaya taşınmasına zemin hazırlamış oluruz. 

STERİLLEME NASIL YAPILABİLİR 

Bu husus her meslektaşımızın malumudur. Ancak biz gene de hatırlatmak istiyoruz. 

Sterilleme işi pek çok şekilde yapılabilir. Bunlardan en basiti iğnelerimizi suda 100 derecede 5-15 dakika kaynatmaktır. Bu metot bazı otörlerce yetersiz sayılmakta, hele hele iğneleri alkol çözeltisine batırmayı bir meslek hatası olarak görmektedirler. 

En garantili sterilizasyon otoklavda yapılır. Ancak her meslektaşımızın otoklav alması mümkün olmayabilmektedir. O bakımdan biz, daha kolay kullanılabilen kuru sıcak hava sterilizatörünü tercih etmekteyiz. Böyle aletlerde iğneler, 180 santigrat derecede en az 30 dakika bırakılmalıdır. Bu zamana ayrıca cihazın ısınma zamanı da ilave edilmelidir. Dolayısıyla cihaz 180 derece ve 90 dakikaya ayarlandığı zaman sterilizasyon tam olarak gerçekleşmektedir. 

Kullanılmış iğneler küçük tromellere yerleştirilen gazlı bezden yapılmış yastıklara batırılır. Bu kutuların kenarlarında açılıp kapanan delikler vardır. Tromellere batırılan iğnelerin sapları dışarıda kalmaktadır. Kutu sterilzatörden çıkarıldıktan sonra kapağı ve delikleri kapatılmalıdır. Doktor iğneleri alırken sapından kavrar ve böylece iğnenin batan kısmı olan ucunun sterilitesi bozulmamış olur. 

Altın ve gümüş iğneler ayrı ayrı tromellerde de olsa aynı anda, aynı sterilizatöre konup sterilize edilmemelidir. Aksi halde, birbirlerine iyon geçişi olur ve iğnelerin özelliği bozulur. Öyleyse altın iğneler ayrı, gümüşi iğneler ayrı sterillenmelidirler. Çelik iğneler altın veya gümüş iğnelerle birlikte aynı anda sterilize edilebilirler. 

Herhangi bir şekilde hepatit şüphesi varsa, iğneler, hastadan çıkarıldıktan sonra bakterisid, fungusid ve virüsit özellikleri olan bir sıvıda bir gece bekletilmelidir. 

AIDS veya Hepatit B'li bir hastada, başka bir rahatsızlıktan dolayı akupunktur yapmak gerekiyorsa, mutlaka bir defalık steril iğneler kullanılmalı ve tedaviden sonra imha edilmelidir. Kanama olmuşsa, kanamanın tampone edildiği pamuk gene böyle bir sıvı ile ıslatıldıktan sonra imha edilmelidir. 

Doktor ise gerek akupunktur sırasında ve gerekse iğneleri imha ederken mutlaka lastik eldiven takmalı, iğnenin kendine batmasına müsaade etmemelidir. 

Bu şekilde davranıldığında, hem hastadan hastaya, hem de hastadan doktora olabilecek muhtelif enfeksiyonların bulaşmasının önüne geçilmiş olur. 

KAYNAKLAR

1. Bahr, F: Wissensschaftliche Ohrakupunktur in der Praxis, 5-1 Fisher, Heidelberg, 1977.

2. Dökme, B: Aurikulomedicin. Başlangıç Basamağı, Özel Basım, 1988.

3. Dökme, B: Akupunkturda Sterilizasyonun Önemi. Akupunktur Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, S. 14-15, İstanbul Akupunktur Derneği Yayını, İstanbul, 1988.

4. Stux, G., Stiller N, Potmann, R., Jayasuriya, A: Lehrbuch der klinischen Akupunktur. Springer Verlag, Berlin, Heidelberg, New York, 1981. 

5. Samlert, H: Sterilitaet bei der Akupunktur. Der Akupunkturarzt/Aurikulotherapeut, Sayı 6, S. 192-195, Friedr. Vieweg und Sohn Verlaggesellschaft, Wiesbaden, 1981.

6. Samlert, H: Akupunkturarzt/Aurikulotherapeut, Sayı 5, S. 130, Friedr. Vieweg und Sohn Verlaggesellschaft, Wiesbaden, 1985.

7. Unat, E, K: Tıp Mikrobiyolojisi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi yayını, 1972.